nasıl bir işin içine düştüm ben yaa.ailem yüzünden psikolojik hasta oldum, çekingen kişilik bozukluğu, sosyal fobi .ankesşyete bozukluklarının neredeyse tamamı bende var. nasıl bi hayat anlamadım ki. en kötüsü de hiç bişey yapamıyorum bu hastalıklara . hayatta tamamen yanlız kaldım ne arkadaşım var ne başka bişeyim. aşık oldum elime yüzüme bulaştırdım sevdiğim kızın beni seviyo olmasına rağmen yanına bile gidemedim hatta ona korkudan seni sevmiyorum dedim bu hastalıklar yüzünden. Nasıl bir acıymış bu arkadaş ölmüşten beter oldum.
İtiraf ediyoruz,pizzaların yendiği,playstation lar oynanarak zaman geçirildiği adınada ev partisi denilen olaylara dansöz,fasıl,erotik dansçı ve striptizci götürerek yeni bir soluğu biz getirdik,partiyi biz atesledik,
Doğum günlerinde hediye paketlerinden erotik dansçıyı biz çıkardık.
Bekarlığa veda partilerinde striptizcilerle damadı,erkek erotik dansçılarla gelinleri biz eğlendirdik.
Sevgiliye,eşe,arkadaşa doğum günü hediyelerini çakma polis baskını yaparak sıradışı ve dramatik bir şekilde biz sunduk ve sürpriz yapılan kişi ile birlikte misafirlerin de şaşkınlıktan biblo gibi kala kalmalarını biz sağladık.
özellikle eşlerinden tepki görme riski olduğu halde cesaret edip ona sıra dışı sürpriz yapan bayanlara olumsuz bir durumla karşılaşmaması ve eşlerinden tam tersine taktir ve tesekkür almaları için kaliteli,düzgün,aile ortamına yakışır bir ciddiyet sergileyerek durumu lehlerine çevirmelerini sağladık.
Gelin hamamları ve kına gecelerinde dansöz,bayan fasıl grubu,götürerek en çok biz eğlendirdik.
Ve daha birçok kaliteli programlara imza atarken aynı sektörde olduğumuz diğer firmaları taklit etmedik,onlara herkes kendi kısmetini yer gözü ile bakıp hayırlı işler diledik,hep yaratıcı ve değişik fikirler sunmayı amaç edindik,dürüst ve doğal olduk,yeri geldi az kazandık fakat kalite ve profesyonellikten ödün vermedik,müşterilerimizin hayalindeki extrem fikirleri hayata geçirmek adına onlara profesyonel destek verdik.
Vel hasıl kelam dostlarımız;
Tahmin edemeyeceğiniz kadar evlere misafir olduk,çok mutlu eşler sevgililer gördük,arkadaşlıklar edindik,hayatın güzelliklerine ayrı bir dokunuş sergiledik.
Bundan sonra nemi yapacağız?
Bildiğimiz yolda yenilikçi zihniyetle kaliteli hizmetler götürmeye devam edeceğiz.
Bizi merakmı ettiniz?
Aşağıdaki sitelerimizi incelemenizi öneririm.
www.kozmopolik.com
www.sürprizler.com
www.bekarlığavedapartisi.com
www.fasılekibi.com
Organizer
Duran Keskin
7/24 Gsm: 0532-6343204
tam 13 saattir sagopa şarkısı kolaysa anlat dinliyorum. çünkü sevgilim beni başka kızla aldattı. ve ben buna şahit oldum. çok mutsuzum. iyi ki kolera iyi ki sagopa var.
arabayla gidiyorsunuz. yanınızda babanız, arkada anne ve ablanız oturuyor.
anneniz sık sık hastalandığı için tedirginsiniz. dikiz aynasından arkaya baktığınız anda anneizin gözleri kaymış yukarı bakarken kafasının sağa sola sallandığını ve sanki ablanızın onun kafasını dik tutmaya çalıştığını görüyorsunuz. kalbiniz yerinden çıkacak gibi oluyor. babanınız heyecanlanıp kalp rahatsızlığı su yüzüne çıkmasın diye ses edemiyorsunuz. derken ablanızın elinde bir ip görüyorsunuz. sanki annenizi kurtarmaya değil de boğmaya çalışıyor gibi.
sonra farkediyorum ki dikiz aynasından gördüğüm görüntü ablamın, annemin boynundaki tüyleri iple alma eyleminin bir kısmıymış. tamam herşey iyi hoş da neden annemin gözleri yarı açık ve kaymış durumdaydı? peki ablam neden zor kullanıyor bir haldeydi?
ben ne diyim size kalp krizi geçircektim bir an içimde patladı resmen...
kimsenin isteyerek bulunmadığı bir ortamda herkesin çok mutluymuş gibi davranması çok garip. mutlu gibi yapmaya çalışırken sergiledikleri enteresan tavırlar ise inanın davranış bilimlerine katkısı olacak cinsten.orjinal yaklaşımlar umulmadık tepkiler görülmeye değer. en önemlisi ise olayın farklı açıları. sivri noktalarda bulunan bazı tipleri anlatmak istemiyorum bile. tabanında yatanın belli olmadığı cinslikler. hiç gereği olmadığı bariz olan yalakalıklar. tavan yapmış iğrençlikler. katlanılamayacak sululuklar.
sabırlı bir insan olduğumu biliyorum ama bukadar da olabileceğimi tahmin edemezdim. uç noktada diye bahsettiğim ve yalaklık potansiyelini ortamda bulunan SAHİP vasfındaki insana cömertçe sunan kişi yada kişileri nasıl oluyorda eşek sudan gelinceye kadar dövmüyorum şaşıyorum.
ama ettiğim küfürleri bir bilseniz; yaratıcılık sınırlarını aştım bu gereksiz tiplerin şuursuz hareketleri sayesinde.
ve sonuç olarak eğer sağlam bir kişiliğe sahipseniz ve bir insanı seviyorsanız; beraberinde sevmediğiniz en az 5, nefret ettiğiniz en az 10 ve döverken zefk alacağınız en az 1 kişinin her hareketine katlanabilirsiniz. hatta sizi yönlendirebilir, hayatınıza karışabilirler. gece yattığınızda aklınıza gelebilir ve sizi çıldırtabilirler. dahası var fakat yazarken de olayları yaşadığım için yazıyı burada kesiyorum.
bir insanı sevmeden önce bunlara kendinizi hazırlayın.
Evlilik ne kadar garip değil mi? Sadece kadın ve erkeğin nikâhı değil iki ailenin hatta silsilenin nikâhıdır kıyılan. Haberi yoktur çoğumuzun bundan ancak durum tamda böyle işte nikah masasında evet dediğinizde o büyük gün için toplanan yüzlerce insana kendini ve eşini tanıtmış olursun “Aramıza katıldı ve aranıza katıldım mesajı verirsin herkese” Nasıl bir kadın istemek gerekiyor diye düşündüm yada erkekler hangi kadınlardan hoşlanıyor diye? Toplumda genel kanı şöyle; güzel, çekici, ince belli, narin, akıllı vs. vs. peki bu sayılanlar mutlu edebilecek mi seni? …
Ben, ben istemiyorum nedense zayıf yada şişman olmasını daha doğrusu önemsemiyorum; öyle çekicide olmasın hem zaten ne gerek var ki çekici olmasına onun önemsiz gibi gözüken özelliklerini benim çekici bulmam daha önemli değil mi? Aynı yamru yumru duran o sarı kaya parçasını işleyen ve ondan nasıl bir şaheser çıkabileceğini tahmin edip tel tel ayıran ve işleyen telkari ustası gibi... Sadece beni etkilesin isterim ben diğer insanlar baktığında benden baskalarıda aynı şeyi hissediyorsa ne farkı kalır bu durumun KAŞARLIKTAN! herkes sade görmeli sıradan görmeli kadınım dediği insanı ve sadece eşi görmeli ondaki cevheri ve her defasında daha büyük bir saygı ve Allah rızasıyla sevmeli Karım dediği kadını... "Kadin şahsa gonderilmiş mektup gibidir" diyordu ismini bulamadığım bir yazın ustası bu hakikat büyük bir tecrübenin tekrarıydı aslında. O çok güzel, çok çekici dedikleriniz ve ekranları süsleyen kadınlar yok mu işte hepsinin başından bir şöhret kapısı geçmiş, bazen haberlerde bazende arkadaş konuşmalarında duyduk bir çok videoyu ve utandık bazen insanlığımızdan yakındık insanlara hep o iyiniyet gösteren sağduyumuzdan tanıyamıyorduk gerçekte de olduğu gibi insanları, aldanıyorduk herşeyde olduğu gibi...
Utandık biz onların yerine ve söylendik kendi kendimize; hani o kadın dedik, hanım hanımdı hiç yakıştıramıyoruz onlara bu halleri o metanetli kadın işte tamda orada mahremiyetini ayaklar altına alınmış analık kutsallığından afaroz edilmiş bir kimlikle yaşıyor aslında. Lakin yinede değiliz farkında, yitirmişiz geçen zamanla birlikte farkındalık yetimizide.
Günümüzde şöyle bir algı oluştu kadın yaşlandıkça hem yaşın hemde doğurduğu çocukların etkisiyle aldığı kilolar nedeniyle çirkinleştiği ve bu haldeki kadınların zamanla kocaları tarafından terkedildiği yada aldatıldığı mesajları periyotlar halinde gönderiliyor insanların bilinçaltına. Siz hiç annesini kilolarından ötürü çirkin gören çocuk tanıdınız mı benim tanıdığım kadınalrın çoğu evet kilolu ve belleri kalında olabilir (tabi bu görecelidir) ama bana göre dünyanın en güzel kadınları onlar ömürlerini çocuklarının ve eşlerinin yoluna dökmüş, alınları secdeden kalkmamış. Çocuklarının çok basit sınavları için bile gecelerce dualar yakarmış kutsal analar onlar.
Ben çok sevdim ve eğlendim Hacer ninenin o elleri buruş buruş yüzü sarkmış yaşlılıktan dolayı çalışmayan vücudunu artık sadece çenesi ile zinde tutabilen hayatın eskittiği haminneden doğru yada yanlış anlattığı hikayeleri dinlemeyi, kamburu çıkmış hatice ninede öyleydi benim için iki elinde ağır pazar poşetleriyle bayır yukarı çıkarken gelmeyen yavrularına dirhem laf söyletmeyen bu ninenin yükünü taşıyordum aynı haz ve memnuniyetle ve özlüyorum o poşetleri evinin önüne bıraktığımda yetmeyen kısa kalan boyuyla boynuma doğru uzanıp ellerini yanaklarıma koyup Allah razı olsun senden yavrum deyişini .... (Şİmdi öylemi kokoshlar diye yeni bir tür yayılıyor çığ gibi yaşlı başlı kadınlar ağır makyajlarla geçiyor yanınızdan siz şaşıp kalırken onlar sizin hayret edişinizle övünüp kıkırdıyor hiç durmadan)
Seviyorum ben doğumdan sonra göbeklieri şişen anneleri, teyzeleri, nineleri onların çocuklarının kahırlarını çektiğinin binlerce kanıtından bir kaçıdır bu yeni yetmelerin çirkin zannettikleri lütuflar. Doğurganlık kadınlara tanınmış en büyük haktır, rahmanın cenneti kadınların ayaklarına sermesinin en büyük kanıtıdır. Doğurmalı kadınlar ve doğurdukları bebeleri Allah sevgisiyle yetiştirmeli ve milletine yararlı insanlar olarak yetiştirmeyede devam etmeli bu kutsal analar
Güzel görünmek için değil, bana baktıklarında kilolarımdan utanıyorum diye değil sadece sağlık için zayıflamalı anneler, ve televizyondaki gibi allanıp pullanıp şehvetini sokak ortasına dökenlere kanmamalı şehvete aç gözler, edep ve hayadır insanın onurunu yücelten yeksan olmuşsa eğer yerle kim olabilir viran ruhuna fayda ...
www.facebook.com/notes/halim-asa/allahın-kadına-bahşettiği-en-büyük-lütuftur-analik/10150657563437381
Halim ...
Ne insanlar tanıyor bedenimiz, ruhlarımız... askerlik sonrası susukunlaşan dilim çözülüyor yavaş yavaş, zevkle yaptığım yazın sanatına devam etmek en güzel duygulardan biri, acıları anlatmak hüzünleri paylaşmak ve mutlulukta bir yumak gibi toplanmak hepsi güzel, her zaman güzel
Neler bırakmadık ki geçmişimizde çok sevdiğimiz abileri, ablaları, arkadaşları, en önemliside kendimizden birşeyler bırakıp ilerledik geçmişimizden geleceğe.
Hırçınlaştık bazen elimizde olanın emanet olduğunu unuttuk, Rahmandan uzaklaştık bazı zamanlar kendimizi tanıyamaz hallere büründük, sonra o hep lanet ettiğimiz içinde bulunduğumuz ana bazen hakaretler yağdırdığımız şey geldi karşımıza...
Yıllarca birşey olmaz herkes gidip geliyor bizde gider geliriz dediğimiz askerlik. Sustuk sabrettik eski zamanlarda eminim daha zor olmuştur bu işler en azından hiç sopa yemedik. Ancak bazen duyduğumuz hakaretler karşısında o el pençe divan duruşumuz önce erk onurumuzu yerle yeksan etti. Adam deyip yüzüne bakmayacağın beşerler salt egolarını tatmin etmek için dikildik kimi zaman hiç ses etmeden. Eğildik yerden topladık, atıkları hayatlarımızdan dökülen umut kırıntılarını. Evet zordu ancak geçmişe göre kolaydı. Ancak dediğin gibi olmuyor yani "herkes yaptı bizde yapar geliriz" gibi, batının gazabı doğunun metaneti bitmek tükenmek bilmeyen zamanlar, birbirinden garip insanlar, farklı simalar, farklı KOKULAR, insan kokusunu ilk orada tanıyan çoktur benim gibi ....
İyiydi güzeldi herşey diyip kandırmamalıyız kendimizi askerlik bir erkek için en zor görevlerden en büyüğü! Ezilen hatta yerlerde süründürülen özgüveniniz yediği darbelerden uzunca bir süre kaldıramıyor kendini herşeye sıfırdan başlamak işin en basiti kalıyor bu özgüven kaybının yanında ...
Sakinlik metanet ve Rahman'a dönüş sanırım bunları atlatmada insana en çok yardımcı olan etkenler. İnsan bağlanmalı kardeşim hemde herşeyiyle kendisini yaradana açmalı salıvermeli kendisini herşeyin sahibi olana ancak ozaman bakabilir dünya denen bu cehennemin cennet mekan taraflarına... göz bu tamam herşeyi gördüğü gibi aktarır ancak Rab! öyle birşey vermiş ki beşer'e baktığı kötülüklerden bile bir hayır çıkarabiliyor o büyük zeka (zihin) sayesinde.
Kıymetini bilelim emmi :) kıymetini bilelim o löp et gözüken içinde kendine özgü sıvısı olan o marul gibi kıvır kıvır, ceviz gibi yamru yumru şey varya o işte dünyanın en büyük sanal makinesi. Seni dünyanın en uzak yerine götürebilmesi için gözlerini yummanız yeter ve orada olmayı hissetmeniz. Işık hızı dedikleri var ya işte onu isterse insan her an yaşayabilir. O ünlü tekrar yok mu "kafanda yaşayacaksın olm hayatı! kafanda!" hayat işte tam orada es geçmeyelim onun kuvvetini mutluluklarını da saklayacaksın bazen hüzünlerinide anlatacaksın hiç çekinmeden...
Coşkun nehirler yükselmeden damar gibi sarılmış akarsularla devleşir evet yıkar önüne geçen herşeyi bazen derinleşir bazen sığlaşır ancak sonunda en büyük amacı olan engin denizlere döker kendini ve tamamlar kendine verilmiş en kutsal görevini...
Halim ...
.
İvazpaşa'da bozuk yollar ve babaannemin araba korkusu !
Bursa'da ki şiddetli yağmur sebebiyle oluşan sel de tüm yollar bozulmuş Osmangazi Belediyesinin çalışmalarıyla İvazpaşa spor tesislerinin oradan başlayıp tarihi çınarın oraya doğru devam edip yolun ikiye ayrıldığı kısımda sol tarafta eski heykelli kahvenin bitimine sol tarafta ise Keles ilçesinin Yağcılar köyü derneğinin altına kadar yollara dizilen taş kaldırımlarla ve banketlerle düzenlenmiş olan yollarında koca koca taşlar yolun ortasına kadar gelmiş güzelim taş kaldırımlar köstebek yuvası gibi kabarmış yolun baş ve orta kısımlarında - kuştepe'den aşağı inerken - 10 cm derinliğinde 50 cm çapında oyukluklar oluşmuş ve yine bazı kısımlarda da 30 cm yüksekliğinde çamur birikintileri oluşmuş. Zaten dedemleri - Halil İbrahim ASA, Asiye ASA - arabayla almaya gidecektim bu yüzden de arabayı zor bela çıkartabildim çünkü yolun merkeze gidiş yönünün sol tarafında büyük bir çamur tabakası vardı ve arabanın sol iki tekerleği çamura bulanmıştı. Patinaj çeke çeke çıkarabildim bizim yadigarı - Ford Taunus - yoldan geçen arabalar camlarını biraz pisletmiş çamurluklar sanki hareket halindeymiş gibi çamura bulanmıştı. Dedemleri almaya gitmeden önce ananem - Şükürhan Koşun - teyzemlere - Bedriye Demir- gelmişti. Benim asker uğurlamam için gelmiş ilk olarak Perşembe günü gideceğimi söylemiştim. Aklında bu kalmış bu yüzden de bugün atlamış köy arabasına doğru Bursa'ya gelmiş Biz Orhaneli ilçesinin Karasi köyü menşeiliyiz.
Bizim köyden Bursa'ya sabah 08:00 de araba geçiyor günde tek araba Bursa'dan 75 km uzaklıkta kuş uçuşu mesafede ise merkeze mesafesi 30 km den aşağı düşüyor bu sebeple ileride yol çalışması yapılması durumunda Köyümüzün merkeze bağlanma olasılığı yüksek - Olasılık demişen köyümüzün bizim ünlü gölge oyunu karakterimiz olan karagöz'ün de köyü olduğuna dair söylentiler var bununla ilgili turizm bakanlığının bir çalışması başlatılmış ancak yarım kaldığı için yeni çalışmaların başlayacağı ve kesinleşecek bilgiyi bizde sabırsızlıkla bekliyoruz.- Köyümüz öyle çok uzak değil ancak yine de tek araba geçtiği için akşamda dönüş arabası tek Bursa'dan bu sebeple ananem akşamına geri dönecekti çünkü benim asker geçirmem cumartesi günü saat 11:30 da Bursa Otogar - Bursa Şehirler Arası Otobüs Terminalinden olacaktı. Bu yüzden de üzülmüştüm yanlış anlaşılma sebebiyle boşu boşuna gelmişti ananem biraz onunla oturup teyzemlerde sohbet ettim, teyzem - Ayşe Bayram -akşam ki şiddetli yağış sebebiyle seni andım gülüm dedi. Ah gülüm benim yağmurlarda askere gidecek diye iç geçirdim falan dedi. Bende öyle valla teyze yağmurlarla gideceğiz inşallah Güneş ile döneriz dedim. Ananem bolca dua etti o sırada Allah işlerinde kolaylık nasip etsin iyi insanlarla karşılaştırsın güzel yavrum dedi bolca ...
Sonra öğlen namazını kıldım saat 14:00 gibiydi bir ara dalmışım babamın telefonuyla uyandım teyzemlerin evinde, Dedem aramış babamı canı sıkılmış birazcık Rahim eniştelerin evinde oradan alıp bizim eve götürmem için aradı babam. Bende ananemin ellerini öptüm teyzemlerde sofradaydı, onlarada güzel dileklerde bulunup tekrar görüşmek üzere Allaha ısmarladık deyip ayrıldım yanlarından kapıdan çıkarken kuzenlerden, Ramazan Bayram, Ali Alınca girdi içeriye onlarla da ayaküstü konuşup arabaya bindim. Oradan da doğru Rahim eniştelerin evine gittim Rahim eniştemlerde Çiftehavuzların alt tarafında oturuyorlar bu çiftehavuzlar spor derneği ve düğün salonunun iki sokak altında yine akrabamız olan Zeynep teyzemin - Zeynep Çiçek - evinin yanında oturuyorlardı, yolları zaten dar bir yer birde yolun bazı kısımlarında sağa bazı kısımlarında sola park edilmiş araçlar nedeniyle zor bir yola dönüşmüştü kısacık yol ... Rahim eniştelerin evinin oraya doğru yanaştırırken arabayı dedem ve babaannem babamın daha önceden sipariş verdiği köy salçalarını ellerine alıp inivermişler aşağı arabayı stop edip bagaj kapısını açmam için dedem arabanın bagaj kapağına vuruyordu orta şiddette, üstünde kışın mutlaka üzerinde olan ceketi desenlerini hep sevdiği oduncu gömleklerinden biri vardı ayaklarında yemen dediğimiz kara lastik ayakkabılar içindeyse belki de 20 seneyi aşkın zamandır alışkanlık haline getirdiği siyah mesleri duruyordu halen birazcık buruşmuş olsa da halen çok güçlü elleriyle 3 tane 5 er kiloluk salça bidonunu sıkıca kavramış açmam için bekliyordu. Bende çalışan bizim yadigarı durdurup kontaktan anahtarı çıkartıp dedemin yanına doğru gittim, salçaları bagaja yavaşça yerleştirdim. Babannemin elinde ki çantayı da arabanın arka koltuğuna koyup dedemi ön koltuğa babaannemide küçük kardeşim Enes'in yanına yer gösterip oturttum. Babaannem çok fazla telaşlı bir insandır sürekli babamın arabayı kullanmasını istediği için arabaya daha biner binmez oğlum ne olursun yavaş gidelim emi oğlum diye tembihledi daha arabayı bile çalıştırmadan tabi ki babannecim dedim, yolda gelirken bel ki 50 kere söylemiştir hangi araba yaklaşsa aman oğlum, Allah üstümüze sürüyor, oğlum durdur gitme üstüne gibi korku cümleleri kurup durdu, bahsettiği araba ile aramızda en 3 metre mesafe var tabi ama babaannem arabadan korktuğu için o sürekli kaza yapacakmışız gibi geliyordu. Gençlik yıllarında babaannem köylere yöğmiyeli - yevmiyeli- çalışan olarak meyve sebze toplamaya gidiyormuş insan hayatının o dönemlerde çok fazla önemsenmediği için - şimdi de farklı değil ama ozaman bir nebze daha kötü sayılabilir - takır tukur bir römorkun arkasına bindirilen 20 kişi ile birlikte giderken büyük bir kaza yaşamışlar ve o günden sonra da babaannem de bir araba fobisi oluşmuş bundan 4 yıl önce de Eniştemin arabasıyla - Osman Balaban - Erenleri gelmeden 200 metre önce ki son virajda sola doğru şarampole yuvarlanmışlar o kaza da da kolu kırılmıştı babaannemin Allahtan daha kötü şeyler olmamıştı çünkü süratli gidiyorlarmış epey ...
Bu vakalar sebebiyle babaannemde doğal olarak arabanın içinden gelen olağan motor sesinden bile ürker hale gelmişti işte, bizim mahallelerin oraya gelince ivazpaşada ki bozuk yolları da görünce yollarda taşlar birikmiş çamurlar bozulmuş kaldırımlar babaannemi iyice korkutmuş olmalı ki oğlum bırakalım arabayı yürüyelim buradan biz bak karşımızdanda araba geliyor şimdi kötü bişi olacak hadi oğlum yürüyelim biz buradan demeye başladı bende Babaannem sakin ol senyol hakkı zaten bizde bak teksi bize yolvermek için sola yaktı sinyalini şimdi şu kenarıya park edecek bizim buralar bayır ve iki arabalık yol olduğu için yollarda park edilmiş araçlar olunca boş olan yere bir araba yer vermek için giriyor sonrasında karşıda ki araba yol alabiliyor ama bize artık normal geliyor bunlar bizim burada öyle acemi adam falan araba kullanamaz sürekli bayır ve keskin dönüşlerin yapılması gereken yerler var ivazpaşa, kuştepe hattında... Babaannemi sakinleştirdikten sonra yola devam ettim. Arabayı park halinden çıkardığım yere çamurdan dolay bırakmadım biraz önünde ki daha müsait olan Mustafa abilerin evinin hemen üstün bıraktım. Bagajdan salça bidon ve kavanozlarını alıp eve geldik, aşağıda yoldan aldığım için Dedemleri eve girdiğim gibi elleirni öpüp sarıldım güzel bir hoşgeldin dedim ikisine de ... Deminden beride arkamda oturup duruyor babaannem oğlum sen ne giriyon bilgisayara diye soruyor bende babaannecim askere gideceğim ya o yüzden yaşadığım günlük olayları yazıyorum hem askerde benim okumam için hemde sizin okuyup beni anmanız için dedim. Güldü büyük annem ... Öyle iyiler masumlar ki insan bazen diyecekleri en ufak şeyden alınacak diye korkup susuyor bişi söyleyemiyor. Babaannem çok iyi bir insan onunla iligli ayrı bir yazıyıda hazırlayacağım sanırım... Tabi ki sonra
Halim ...
Askerde insanın aklından çıkmayan yegane olgu kaybedilenlerin en değerlisine ;
Özgürlük sen sinemdeki nefes gibisin ulaşılması zor uğrunda can verilmiş tepelerdeki temiz ve bir o kadarda mukaddes hava gibi yavaşça solurken seni şehrin fabrikaların dumanında boğulmuş ciğerleri yaktığı gibi yak bedenimi sensiz o pis kokularda yaşamaktansa seninle alev alev yanmayı tercih ediyorum Durma ne olur bir an söz veriyorum sana özgürlük Budist rahip Thich Quang Duc gibi kıpırdamayacak bedenim bir yorgan gibi sararken beni alevlerin ve seninle karışacak küllerim alevlerinle masmavi gökyüzüne !
Sen bize atalarımızdan miras değil tanrıdan bir lütufsun ne bir bedel ödemek gerekir senin için nede kendimize sımsıkı bağlayabiliriz seni , sen içimizdesin; biz seniz sende bizsin !
Halim ...
Elif Çamural'ın yazısına atfen ...
http://www.facebook.com/notes/elif-camural/erkek-gibi-kadin-degilim-ben/154443751246114
Gerçekten öyle miydik biz ? Gerçekten de kadınların bahsettiği kadar güçlü müydük ? Hani filmlerde olur ya Erkekler ağlamaz repliği bunu kaç kişi yapabildi hayatında ?
Evet güçlüyüz biz aslında kadınlarla başa çıkmayı becerebildiğimiz için Gidene dur diyecek kadar aciz olmadığımız ve gelene de seni tanımıyorum diyecek kadar korkak olmadığımız için güçlüyüz.Ama kadınlar hazmedemez bunu isterler ki o vücudunu ısım ısım ısıtan palto hep ruhlarını da ısıtsın hep ilk gün ki gibi hep bir romeo olmamızı ister hepsi her ne kadar dillendirmeseler de bunu böyledir aslında.
Öyle garip söylemlere şahit olduk ki ...
Kadın kadın için süslenir mi yahu ? Biz bunları duyarız biliyor musunuz "Ben diğer hemcinslerim arasında kendimi daha çekici bulmak için makyaj yapıyorum der bir kadın, Öte ki Daha büyük gözükmesi için uğraşır dikleştirir göğüslerini "Peki Neden ? İşte Hemcinslerinden daha diri gözükmek için onlara göstermeleri gerekir çünkü bu güzelliklerini :) Erkeklerde yoktur böyle bir şey kanında ibnelik olmayan bir erkeğin iddaa ortaya atmasına gerek yoktur zaten potansiyel bir liderlik vardır zaten mayasında ...Ama kadın öyle değildi. Hep yanında olmalı ona göre erkek hep yakınlarında sonra güçlü gözükmeye çalışırlar ya ona da üzülüyorum dışında yapmacık bir gülümsemeyle gezerler içleriyse çökmüş bir harabe gibidir. Sen cesaretini toplar gidersin yanına çözersin dilini. Lakin o eskilerin acısını çekmektedir içinde ve sana gözleriyle fısıldar hep aynı kaideyi "Daha yeni atlattım bir badireyi, hatırlatırsın diye korkarım bana eski maziyi" Biz de yoktur işte bu bu yüzden biz güçlüyüz unutabiliriz hemen.Evet acı çekeriz belki bir kaç gün ağlayabiliriz de bu muhakkaktır. Ama bunu tutup adam değilsiniz diye kullanmamanız gerekiyor. Ağlamak bozmaz bizde adamlığı. Adam dediğin sevdiğinin arkasında dimdik durdukça o gidiyorum dediğinde bile bozmamaktır sessizliğini.Ne insanlar geçiyor şu hayatımızdan 1 gün gezdiğimiz kadınların hayatımıza girme şansları olduğu gibi bazen 40 yılı devirdiğimiz güzel yıllarımız da oluyor. Her birinde ayrı ayrı üzülüyoruz. Çünkü terk edilen taraf gibi hissederiz çoğu zaman kendimizi. Hoş onlar gittikten sonra dönmeyiz geriye çünkü bizimde takatimiz kalmamıştı her birinin kaprisine ancak bu güçsüz yapmıyordu bizi sadece gereken olgunluğa ulaşmamız için birer basamaktı bunların her biri. Öyle edepsiz ve aciz kadınlarda gördük ki bu hayatımız da bazılarını anlatmayız bile unutur gideriz çünkü anlatmaya bile varmıyor bu hususları dilimiz.Hep erkeklere mana bulur bu kadın milleti hep erkekleri suçlarlar sırf korkularından ötürü terk ettikleri insanları unutuverirler hemen zihninden ne de kolay çıkarıveriyor gözükürler değil mi :) Aslında hiç de değil böyle işin aslı gizlenen yönünde içinde pişmanlıktan ölüyor dur aslında , yıllar sonra sevdiğini sandığı başka bir adamla evlendiğinde düşersin aklına aranırsın telefonda kırık bir alo sesi duyarsın."seni özledim"der yine korkakça mahvolmuş hayatının renklerine senide katmak için belki de senin mutluluğunu istiyorum dediği zamanlarda ki ses sanki aynı güveni vermez sana lakin emin olduğun için bu işin yanlış olduğuna yediremezsin kendine aynı durumla muhakkak karşılaşacağın hükmünü verirsin çünkü etik değildir bu olanlar o zaman işte yalnızlığa terk edersin o sevdiğini, eskiden sevdiğini. Bunu da korkaklıktan sayarlar işte gitmeden önce düşünmezler önce olmuyor böyle deyip giderler sonra bir ömür seni zihinlerinde taşırlar yanlarında olman gerekirken hep akıllarında oluverirsin Sense maziye sadece bir h...r der geçersin :)Ne siz becerebildiniz kadın gibi seve bildiniz bizi veya adam yerine koymayı becerebildiniz.Ne biz sahip olabildik o Eyüp sabrına ayrıca adam gibi olduğumuz için hep battık gözünüzün bir taraflarına
Halim ...

